Francisco Goya ve Çocuklarını Yiyen Satürn Tablosu

0 65

İnsanı muğlaklıkta bırakan ‘Çocuklarını Yiyen Satürn’ tablosuna değinmeden önce bu eserin yaratıcısına değineceğim. Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan 1828) ; Romantizm akımından oldukça etkilenmiş, çıplaklık detayına ağrılık veren eserlere sahip bir İspanyol ressamdır. Kendisinden sonra oldukça dikkat çekecek olan Picaasso, Bacon ve Manet’i oldukça etkilemiş ve onlara ilham kaynağı olmuştur.

Goya ilk başlarda renkleri oldukça akıllıca kullanmış, hisleri yansıtma amacı olarak oldukça değişik tekniklere sahipti. Bu sayede de oldukça dikkat çeken diğer ressamlar gibi İtalya’ya gitti. Hayatını ve işlediği sanatı akademik kariyere her ne kadar taşımış olsa disiplini tam olarak sağlayamadığı için İspanya’ya geri döndü. Bu sırada geçirdiği ağır bir hastalık sebebiyle de sağır olmuştu. Bunun üstüne Napolyon’un İspanya’ya olan baskısı nedeniyle sanatında ciddi değişimler yaşamaya başladı. Eskisi gibi renkli, hisleri canlı ve net olarak yansıtan tabloların yerini daha karamsar ve siyah tablolar aldı. Yaptığı belli başlı tablolar yüzünden Engizisyon Mahkemesi’ne çağırıldı. İlk mahkemesinde serbest kalması onun için kurtuluş olmuştu. Ancak ikinci kez çağırıldığında bundan kurtulamayacağını ve geri dönemeyeceğini bildiği için tedavi bahanesiyle Fransa’ya yerleşti.

Francisco Goya, ölümünün ardından beş yüze yakın yağlı boya ve fresko, üç yüz kadar litograf ve yüzlerce çizim bırakmıştır. Kendisi modern sanatın öncülerinden kabul edilmektedir.

image

‘Çocuklarını Yiyen Satürn’ tablosuna gelecek olursak; başta ismi olmak üzere oldukça mitoloji ağırlıklı bir eserdir. Tabloda bahsi geçen Satürn (Roma mitolojisinde Kronos), bir kehanette doğacak çocuklarından birisinin onu tahttan indireceğini öğrenir. Tıpkı kendi babasına (Uranüs) yaptığı gibi tahttan indirileceğini öğrendiği için ek olarak paniğe kapılan Kronos delirir ve doğan çocuklarını tek tek yer. Bunlardan üçü Hera, Demeter ve Hestia olmak üzere; iki oğlu Poseidon ve Hades’i  de diri diri yer. Son oğlu Zeus’u kendisinden saklayan karısı Rhea, Kronos’a yemesi için büyük bir taş verir. Gözü hırstan ve açlıktan dönmüş olan Kronos taşı hiç umursamadan, bakmadan yer. Yıllarca babasından gizli büyüyen Zeus büyüdüğünde babasına karşı gelir ve onun midesini keserek kardeşlerini kurtarır. Böylece üçüncü nesil Tanrıların devri başlar.

Her ne kadar isim olarak mitolojiye bağlı olsa da Goya eserinde mitolojiye ağırlık vermemiştir. Resmedilen Kronos’u bir Tanrı olarak belirtmek için eline bir asa, başına bir taç işlenmemiştir. Yediği çocuğunun bir kolunu çok yemiş, diğer kolunu da ağzına atarken çizilmiştir. Ve Kronos oldukça yaşlı, yorgun bir bedenle oluşturulmuştur. Kronos’un ağzı açlıkla kocaman açılmış ve acımadan, çocuğuna dahi bakmadan hazır bekliyordur. Goya’nın eserinde belli başlı detayları işlememesi sanat severleri oldukça muğlakta bırakmıştır. Bu renklerin, hislerin gittikçe ağırlaştığı sanat akışına sahip Goya’nın eseri şu an Madrid’deki Prado Müzesi’nde sergilenmektedir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorumdan sonra gözükecek not